| Felsefeye Yolculuk 2007 - Seyir Defteri |
|
|
|
|
Prof. Dr. Ali Osman GÜNDOĞAN “Düşünmenin su ile dansı”, “Güneşin düşünmeyi aydınlattığı” ve “Dostluğun şöleni” biçimine dönüşen “Felsefeye Yolculuk – Etik” etkinliği ben ve ailemi unutulmaz duygular içine bir kez daha daldırdı. Felsefenin hayatla birleştiği ve tarihe geçtiği Akdeniz kıyılarında etik konusunda bizler de kendi ölçümüzde felsefeyi yeniden hayat, doğa, insan ve sevgi ile buluşturduk. Bize bu duyguları yaşatan Mehmet ASKIN’a en içten teşekkürlerimi sunar, düşüncenin gidebileceği yerlere gitmeyi ve yellerinin hep rüzgarla, özellikle sevgi rüzgarıyla dolması dileğiyle. Prof. Dr. A.Kadir ÇÜÇEN 30 Haziran – 03 Temmuz 2007 tarihleri arasında Fethiye – Göcek arasında teknede katıldığım “Felsefeye Yolculuk” etkinliği hayatımın en güzel günleri arasında yer aldı. Bu etkinliği gerçekleştirenlere ve beni davet edenlere samimi duygularımla teşekkürlerimi sunarım. Her şey gönüllerince olsun... Sevgiyle ve dostlukla... Doç. Dr. Eyüp Ali KILIÇASLAN 30 Haziran – 03 Temmuz 2007 tarihleri arasında katıldığım Felsefeye Yolculuk’un “Etik” başlıklı üçüncüsünde Türkiye’nin doğusundan 2000 m.’lik yayladan (Erzurum’dan) Fethiye koylarına gelişim, yatta felsefenin bende ilk oluşunun önceleri bende ortaya çıkardığı kaygı katılımımdan sonra yerini huzura ve zevke bıraktı. Bunun en önemli nedeni katılanların içtenliği, samimiyeti ve saygınlığının hoşgörü ile birleşmesinin yansıması olduğunu gördüm. Kıyıların büyüleyici güzelliği yanında katılımcıların sıcaklığı da beni çok etkiledi. Felsefenin eğlenirken de yapılabileceğini hatta bunun daha etkili olacağını düşünüyorum. Bu duygularla bu geziye katıldığım için çok mutlu olduğumu ve hayatımda unutamayacağım bir anıyı oluşturduğunu söyleyebilirim. Bu turu düzenleyen ve katılanlara çok teşekkür ederim. Yard. Doç. Dr. Müslim AKDEMİR Felsefi düşünüşün yeşerdiği toprakların kıyısında “Felsefeye Yolculuk” yapmanın keyfini paylaşmak gerçekten çok güzel! Hele bir de bu yolculuk “güzel” insanlarla birlikte yapılınca... Modernlikle kuşatıldığımız bir dünyada bir aralık, bir soluk “Felsefeye Yolculuk”... Umudun tükendiği bir noktada bir itiraz; Kırar zincirlerini atar, bağırır avaz avaz... Yare duyulan sevdanın dile gelmesi gibi, Haykırdık denize ve dağlara aşkımızı bu yaz... (Belki içimizden, sessizce...) Bu yolculuğa katılanların gözlerinde umudun, sevdanın, hasretin parıldamasını görmek kadar ne mutlu eder insanı başka? Başkalarıyla başkalıklarında farklılıklarını yaşamak, farklılıkları yaşatmak onlara : Diyalog! Bir kırılma noktası “Felsefeye Yolculuk”. Bizi çepeçevre saran, içimize işleyen iktidarın etkisinin ortadan kaldırabileceği yarıklardan biri... Zorlandığında kırılmanın gerçekleştirebileceği bir direniş imkanı... Nice Felsefeye Yolculuk’lara...
Keşke istekler olanaklarla sınırlı olmayaydı da gezimiz daha uzun sürebilseydi. Uyumlu bir grup olduk. Hoşgörü, saygı ve derin’lik hakimdi. Geziye çocuklarıyla, eşleriyle birlikte katılan arkadaşları çok takdir ediyorum. Tematik bir girişmin çocukları üzerindeki olumlu etkileri eminim bir ömür boyu iz bırakacaktır belleklerinde. Aslında felsefede ne konu biter, ne de konuların irdelenmesi. Burada aynı dili konuşabildiğimiz insanlarla tanışmak ve zihnimizde birkaç soru daha oluşturabilmek olsa gerek amaç ki bence bu amaca ulaştık. Organizasyonu yapan sevgili Mehmet ASKIN’a çok teşekkür ediyorum. Sonraki yıllarda dağda çadır kampı ortamına taşıyamaz mıyız ki “Felsefeye Yolculuk”u? Sevgiler. Nazik ALTINEL Bugün 2 Temmuz 2007. Zaman içindeki yolculuğumuz devam ediyor. Eşim Saniye YILDIRIM SELÇUK ile bu sene de Fethiye kıyılarında dolanıyoruz Pınar -111 teknesiyle. Tekneye ilk ayak bastığımızda arkadaşımız Münir ve çok sevgili eşi Billur’un geziye katılmadığını öğrenmek hayal kırıklığı yarattı. Teknemiz koyu mavi sulara açıldığında “Mavi Yolculuk”un keyfi ve coşkusu da başlamıştı artık. Bu seneki katılım daha düşük olmasına karşın aşina yüzlerle karşılaşmak sevince boğdu bizi. Sonrasında yeni tanıştığımız felsefe severlerle de çok güzel diyaloglar yaşadık. Tatile, denize, tartışmalara ve felsefeye doyduk bu gezide. Üçüncü yılın üçüncüsünde de burada olmaktan kıvanç duyuyoruz. Yeni arkadaşlar, yeni dostlar, yeni bakış açıları edindik. Dünyanın rotasına müdaheleler ile “kelebek etkisi” yaratmaya çalıştık. Aklımızın ve zihnimizin ötesindeki o ütopik dünyayı kurmaya/kurgulamaya giriştik. Umarım bu serüven sürer. Mutlu, huzurlu, geçimli bir dünya bize ev sahipliği yapar. Dileğim büyük oldu. Gerçekleşirse çok karlı çıkarız. “Felsefeye Yolculuk”larımız devam etsin. Gürsel SELÇUK Bu güzel günlerde yani güneşin denizle çok güzel buluştuğu günlerde böyle bir etkinliğin içinde olmaktan mutluyum. Sanırım herkes aynı şeyi düşünüyor ve söylüyor. Bizlere çok şey kattığını ve öğrettiğini düşünüyoruz hep birlikte. Bunu sağlayan bütün güzel insanlara ve bizi ağırlayan bu güzel doğaya teşekkürlerimi sunuyorum. Günseli GÜLCAN Sevgili Felsefeye Yolculuk yolcuları, Kimimizin iki, kimimizin üç hatta kimimizin ilk katılımı olmasına rağmen bu kadar didaktik, bu kadar pastoral, bu kadar lirik ve bir o kadar da epik ve dramatik, aynı zamanda satirik yolculuğumuz çok manyaktı. Süppper zaman geçirdik. Süpper eğlendik. Sabahları bay Becermen’in aerobik dansıyla uyandık, zaman zaman felsefeyle, zaman zaman deniz suyuyla doyduk, akşamleyin müthiş şarkılarla coştuk, hop oturup hep oturduk, geceleri korkuyla uyanDIRDIK. Çitello’nun yarım saatlik çıt çıt sesi kulaklarımızda, tuzu hala dudaklarımızda... Çeşitli ırklardan insanlarla göz temasında bulunup, elektrik şokuyla zeytin dalları uzattık. Ve dünya barışına katlıda bulunduk. -- “Sus kız.” Eğlenirken öğrendik. Gülerken düşündük. Ve unuttuk. Pek çok değerli insanla tanıştık. Arkadaşın yakınını bulduk. Artık uzaklaşacağız... Ve bu gece korkunç ve uzun olacak. Not : Beşiktaş’lı Pınar – 111’de Beşiktaş’ımızın bayrağının sonsuza dek dalgalanması dileğiyle... Yasemin YAĞCI, Mustafa YAZICI, Ümit ÇÜÇEN, Raye ASKIN, Duygu YAZICI, Çağatay YAĞCI En çok istediğim şeye binemedim(muz). Gerçeği söylüyorum, felsefe konularını 10 dk.’dan fazla dinleyemedim. Ama yine de iyiydi bu sene!!! Je m’appelle Didem. Comment tu t’appelle? (Benim adım Didem. Senin adın ne?) Hatırlarsınız ya... Not : Biraz daha eğlence katın, tabi daha fazla kişi istiyorsanız! Didem YAZICI |


