Ana Menu

  • ANA SAYFA
  • FELSEFEYE YOLCULUK NEDİR
  • PROGRAM
  • KONUŞMACILAR
  • BAŞVURU ve KAYIT
  • TEKNE KURALLARI
  • HAVA DURUMU
  • VİZYONUMUZ
  • İLETİŞİM

Önceki Yolculuklarımız

  • 2005 'VARLIK'
  • 2006 'BİLGİ'
  • 2007 'ETİK'
    • Konuklar
    • Bildiriler
    • Fotograflar
    • Seyir Defteri
  • 2008 - 'POSTMODERNİZM'
  • 2009

Üye Girişi

User Login



  • Parolanızı mı unuttunuz?
  • Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?
  • Kayıt ol
Felsefeye Yolculuk 2007 'ETİK' Bildirileri
Sundukları bildiriler için değerli hocalarımıza teşekkür ederiz.

Prof. Dr. Kadir ÇÜÇEN - ÖZGÜRLÜK ve SORUMLULUK; Özgür İstenç Problemi

Özgür irade, kişinin eylemlerini, arzu, niyet ve amaçlarına göre kontrol altında tutabilme ve belirleme gücüdür. Kişinin belli eylem ya da eylemleri gerçekleştirmede ser­gilediği kararlılık; belli bir durum karşısın­da, gerçekleştirilecek olan eylemi, herhangi bir dış zorlama ya da zorunluluk olmaksı­zın, kararlaştırma ve uygulama gücü; eyle­me neden olan eylemi başlatabilen yetidir.

Tamamını oku...
 
Yrd. Doç. Dr. Abamüslim AKDEMİR - KÜRESELLEŞME VE KÜLTÜREL KİMLİK SORUNU


Bilimsel, teknolojik ve ekonomik gelişmeye bağlı olarak, iletişim, enformasyon ve bilişim alanında gerçekleşen hızlı değişim uluslar arasındaki sınırların önemini ortadan kaldırdı. Bu süreç dünyayı giderek küçültürken “küreselleşme” kavramını da tartışmaların odak noktasına yerleştirdi.Bugün küreselleşme olgusu hem taraftarları hem de karşıtlarının kendilerini destekleyen önermeleri ile tartışılmaya devam etmektedir. Küreselleşmenin politik boyutunu insan hakları ve liberal demokrasi oluştururken, ekonomik boyutu çok uluslu sermaye ve serbest piyasa ekonomisinin egemenliğindedir. Kültürel boyutunda ise farklı kültürel kimliklerin bir arada yaşamasını öngörür.

Tamamını oku...
 
Arş. Gör. Metin BECERMEN - BAŞKASI'YLA DİYALOG

"Her şeyi kapsayan bir sistem olma iddiasıyla felsefe, çılgınca bir aldanmalar dizisine dönüşme riskine girer. Felsefe her şeyi bilme iddiasından ve bütün gerçeği kendi içinde kristalleştirme fikrinden hemen vazgeçmeli, geleneğinden gelen tüm yükü sırtından atmalıdır. Felsefenin içine düştüğü aldatmacanın yerine gerçekliği koyabilmesi, kendini çılgınca kavramlardan kurtarıp, gerçeklikle aklın bağını kurabilmesi için ödemesi gereken bedel budur. O zaman doğrulamaya yönelik ispatlara dayanan, kendi kendine yeterli ve tutarlı bir yapı olma karakterini kaybedecektir. Felsefenin toplum içindeki yeri –ki ondan gocunmaktansa, değerini bilmek, felsefenin işine gelecektir- günümüzde basmakalıp bir şekilde saçma olarak tanımlanan şeyi tanımlamaya duyduğu umutsuzca gereksinimle örtüşür. Felsefe her

Tamamını oku...
 


©2005-2010 FELSEFEYE YOLCULUK - Joomla! ve SiteGround ile yayımlanan sitemizdeki bütün unsurlar kaynak gösterilerek kullanılabilir.